Öğretim ilkeleri, eğitimin hedeflerinin gerçekleştirilmesine, öğrenme-öğretme etkinliklerinin planlanmasına ve uygulanmasına rehberlik eden temel düşüncelerdir.

Öğretim stratejisi, yöntemi ve tekniği seçilirken, kullanılırken öğretim ilkeleri rehber niteliği taşır ve öğretim buna göre gerçekleştirilir. Bu ilkelerin göz önünde bulundurulması, sürecin etkili olmasını sağlar. Etkili bir öğretim için gerekli olan ilkeler şunlardır:

Öğretim İlkeleri

Hedefe Görelik (Amaca Uygunluk) İlkesi

En önemli öğretim ilkesidir. çünkü herhangi bir hedefe yönelik olmayan öğretim etkinlikleri gerçek amaçlarını gerçekleştiremeyecektir. Bu yüzden bütün uygulamalar hedef davranışa uygun olmalıdır.

Öğrenciye Görelik (Uygunluk) İlkesi

Öğrenci merkezli eğitim anlayışını en iyi özetleyen ilkedir. Bu ilkeye; çocuğa, bireye görelik veya öğretimi bireyselleştirme ilkesi de denir. Bu ilkeye göre ders programının hazırlanmasında veya dersin işlenmesinde, öğrencinin fizyolojik, psikolojik özellikleri ver bireysel farklılıkları esas alınmalıdır.

Öğrenciye görelik ilkesi;

  • Öğretimin öğrenciye uygun olarak yürütülmesi
  • Öğrenmeyi engelleyen durumların gözlenmesi ve giderilmeye çalışılması
  • Öğrenme stilinin ve çoklu zeka alanının tanınması
  • İlgi ve ihtiyaçların, sınıf içi ve sınıf dışı çalışmalarda göz önünde bulundurulması
  • Derslerin aktif katılımı sağlayacak şekilde düzenlenmesi

gibi hususları kapsamaktadır.

Örnek: Okul öncesi öğretim süreçlerinde oyunların kullanılması.

Hayatilik (Yaşama Yakınlık) İlkesi

Bu ilke, John Dewey‘in, “Okul, öğrencileri yaşama hazırlayan bir yer olmaktan çok hayatın kendisi olmalıdır.”  anlayışına dayanmaktadır. Kısaca, öğrenilen bilginin pratikte kullanılmasıdır. Konuların hayattan alınması öğrencilerin ileride bu bilgileri hayata atıldığında kullanmasına yardımcı olacaktır.

Örnek: Bilişim teknolojisi dersinde sınıfa bilgisayar getirmek.
NOT: Yaşama yakınlık ilkesi; somuttan soyuta, bilinenden bilinmeyene ve yakından uzağa gibi ilkelerin temelini oluşturur.

Bilinenden Bilinmeyene İlkesi

Öğrenci, yeni bir şeyi önceden öğrendikleriyle ilişkilendirerek daha iyi öğrenir. Bu yüzden öğrencinin o zamana kadar öğrendiği ve tecrübe ettiği şeyler göz önünde bulundurulmalıdır.

NOT: Bu ilke, öğrencinin eski bilgilerle yeni bilgiler arasında köprü kurmasını sağlar ve anlamlandırmayı kolaylaştırır.

Somuttan Soyuta İlkesi

Somut olarak algılanan şeyler, soyut kavramlardan daha hızlı öğrenilir. Bu nedenle öğrenciler, mümkün olduğu kadar eşya ve nesnelerle karşı karşıya getirilmelidir. Nesneler, modeller, fotroğraflar, simgeler bu ilke için önemlidir.

Örnek: Kimya dersinde ilk önce deneyin yapılması ve deney kavrandıktan sonra konunun formüllerle ifade edilmesi.

Açıklık (Ayanilik) İlkesi

Açıklık ilkesi kendi içinde iki farklı anlama gelmektedir.

Açıklık

Terimlerin ve kelimelerin açık ve net olmasını ifade eder. Kullanılan dil ile ilgilidir.

Somutluk

Öğretim etkinliğinin birden fazla duyu organına hitap etmesi ile ilgilidir.  (Dale’nin yaşantı konisi)

Yakından Uzağa İlkesi

Öğretim etkinliklerinde hem doğal hem de sosyal olarak öğrencinin yakın çevresinden hareket edilerek daha sonra uzak çevresine geçilmesidir. Konular işlenirken yakın zamandan uzağa, yakın çevreden uzak çevreye (mahalle, il, ilçe) doğru hareket edilmelidir.

Ekonomiklik (Tasarruf İlkesi)

Ekonomiklik ilkesi, öğretimin amaçlarına en kısa sürede, en az araç-gereç, emek ve enerji ile ulaşılmasını esas almaktadır. Bu ilke için;

  • Öğretim süreci tamamen planlanmalı
  • Öğrencilerin zamanları ve enerjileri yerinde kullanılmalı
  • Materyaller, içerik ve değerlendirmeye uygun bir şekilde yapılandırılmalı
UYARI:  Ekonomiklik ilkesi için hedef davranışlardan (kazanımlar) vazgeçilmemelidir.
NOT: Bu ilke için “Bir taşla iki kuş vurmak” denebilir.

Aktivite (İş, Etkin Katılım, Yaparak-Yaşayarak Öğrenme) İlkesi

Öğrencinin daha fazla duyu organını kullanması öğrenmeyi daha etkili hale getirecektir. Derste aktif olmak; sorumluluk, girişimcilik, bağımsızlık gibi bazı özelliklerin gelişimi için önemlidir. İnsanlar;

Okuduklarının%10’unu
İşittiklerinin%20’sini
Gördüklerinin%30’unu
Hem görüp hem işittiklerinin%50’sini
Söylediklerinin%70’ini
Yapıp söylediklerinin%90’ını

hatırlarlar.

Bütünlük İlkesi

İlkenin kurucusu Georg Kerschensteiner‘dir. Eğitimin  baştan sona bir bütünsellik içinde olması gerektiğini savunur. Çocuk; bilişsel, duyuşsal ve devinişsel bakımdan bir bütün olarak ele alınmalıdır. Aynı zamanda bilgiler birbirine bağlı ve birbirini tamamlar nitelikte olmalıdır.

NOT: İlkokullarda toplu öğretim yapılmasının gerekçesi bu ilkedir.
Örnek: İlkokullarda tarih, coğrafya, vatandaşlık bilgisi derslerinin sosyal bilgiler dersi bünyesinde verilmesi

Sosyallik (Otoriteye İtaat ve Özgürlük) İlkesi

Eğitimin en önemi işlevlerinden biri de bireyin dengeli bir biçimde sosyalleşmesini sağlamaktır. Bu ilkenin iki temel boyutu vardır.

Otoriteye İtaat

Otoriteye itaat, bireyin sosyalleşme sürecinde anne-baba, okul yöneticisi ve öğretmenleri, yönetmelikler, yasalar, manevi otorite olan din, ahlak, gelenek, görenek, töre gibi güleri tanıması ve saygı göstermesidir. Bireyler sosyal yapının temellerini öğrenmelidir.

Özgürlük

Kendi kararlarını verebilme, kendini yönetme, kritik durumlarda özgür kalabilme, hür karar verme hazzı ve sorumluluğu ise özgürlük ile ilişkilidir.

Bilgi ve Becerinin Güvence Altına Alınması İlkesi

Bu ilkeye göre öğrenmenin amacı, bireylere ve gruplara, seçilmiş bir takım bilgi ve becerilerin öğretilmesi, onlar tarafından da bu bilgi ve becerilerin diğer birey ve gruplara öğretilmesini sağlamaktır. Bu doğrultuda bilgi ve becerinin güvence altına alınması değişmeyen, kalıcı ve nesnel bilgilerin öğrencilere aktarılmasını kapsamaktadır.

UYARI: Günümüzde yapılandırmacı yaklaşım, bireylere değişmez nitelikte nesnel bilgiler verilmesini doğru bulmadığı için bu ilkenin önemi azalmıştır. Bilgiyi depolamak yerine bilgiye nasıl ulaşılacağı önemli bir hal almıştır.

Tümdengelim İlkesi

Öğretilecek konu genelden özele doğru verilmelidir. Öğretimde bütün-parça-bütün* ilkesine uygun hareket edilmelidir.

*bütün-parça-bütün: Bu yöntemde önce konun geneline bakılır, sonra ayrıntılar ele alınır. (Bkz. Gestalt Yaklaşımı)

Transfer (Bilgi) İlkesi

Öğrencilerin öğrendiği bilgiyi benzer ya da farklı durumlarla ilgili problemlerin çözümünde kullanabilmesidir.

NOT: Bu ilke “öğrenme psikolojisi”nde yer alan “pozitif transfer” kavramıyla ilişkilendirilebilir.
Örnek: Dil bilgisi dersinde öğrendiği bilgileri, edebiyat dersinde kompozisyon yazarken kullanabilmek.

Basitten Karmaşığa İlkesi

Öğretmen tarafından konular sunulurken önce basit konulara daha sonra zor konulara yer verilmelidir.

Örnek: Matematik dersinde ilk önce tek bilinmeyenli daha sonra iki bilinmeyenli denklemlerin öğretilmesi

Aktüalite (Güncellik) İlkesi

Öğrencileri yaşadıkları hayatın gerçekleriyle karşı karşıya gelmelerini ve yakın çevreye, ülkeye ve dünya gündemine ilgi duymalarını sağlar. Bu ilke yaşama yakınlık ile benzerdir ve doğrudan ilişkilidir.

Örnek: Sportif aktiviteleri anlatan bir öğretmenin en son yapılan olimpiyat müsabakalarını örnek göstermesi

Write A Comment