Gerçeklik terapisinin kurucusu William Glasser (1925-2013)’dir. Başlangıçta psikanalitik terapide çalışmalar yapan Glasser, buradaki çalışmalarından memnun kalmayıp kendi kuramını geliştirmiştir. Gerçeklik terapisi, Glasser’in son çalışmalarında açıkladığı “seçim kuramına” dayanmaktadır. Terapi temel olarak, danışanlara, hayatlarında gereksinim duydukları insanlarla ilişkileri konusunda daha etkili seçimler yapmayı öğretmektir. Bu temel varsayımı, danışanlara kazandırabilmek için terapistler, gelen danışanlara seçim kuramını öğretirler. Burada terapistlerin bir öğretmen gibi işlevde bulundukları görülmektedir.

William Glasser, gelen danışanlara ilaç tedavisi uygulamaz. İlaç tedavisi seçim kuramıyla pek örtüşmemektedir. Çünkü seçim kuramına göre yaptığımız ve hissettiğimiz tüm olaylar bizim seçimlerimiz sonucu oluşmaktadır. Eğer gelen danışanlara ilaç tedavisi uygulanırsa, bu durum danışanlarda çözümün başka tarafta (ilaçlarda) olduğu düşüncesini doğurur. Glasser’e göre, ruh hastalıklarının, yalnızca fizyolojik kökenleri olan alzheimer, epilepsi, beyin travması ve beyin enfeksiyonları gibi durumlar olduğunu ileri sürer. Bu tür insanlar, beyin bozuklukları olduğu için, ilk olarak nörologlar tarafından tedavi edilmelidir. Mutsuzluk semptomlarını tedavi etmek için ilaç kullanmak temel sorunu çözmez.

Temel Kavramlar

İnsan Doğası

Seçim kuramı, insanların doğasının olumlu olduğuna inanır. Ancak, insanların olumlu özelliklere ve davranışlara sahip olduğu gibi aynı zamanda olumsuz davranışlara da sahiptir. İnsanlar fedakâr, bağışlayıcı, sevecen ve üretken olduğu gibi bencil, kendini düşünen, keyfine düşkün ve büyüklük taslayıcı da olabilirler.

Temel İhtiyaçlar

Seçim kuramı, tüm insanların doğuştan beş temel ihtiyaçla dünyaya geldiğini söyler. Bunlar: hayatta kalma, sevgi ve ait olma, güç, özgürlük ve eğlence ihtiyaçlarıdır. Bu beş temel ihtiyaç, insanları hayatları boyunca yönlendirir. Bu ihtiyaçlar evrenseldir ve tüm insanlarda bulunmaktadır. Yaptığımız her bir davranış bizim o andaki ihtiyacımızı karşılamak için yaptığımız çabalarıdır. İhtiyaçlar birbiriyle ilişki halinde olabilir. Örneğin, bir kişinin sevgilisiyle birlikte sinemaya gitmesi, hem eğlence hem de sevgi ve ait olma ihtiyacını karşılar.

İnsanların kendilerini iyi hissetmemesi, bu ihtiyaçlarından birinin karşılanmaması anlamına gelir. Bundan dolayı gerçeklik terapisi, danışanlarına seçim kuramını öğreterek, hangi ihtiyaçların karşılanmadığını fark ettirir ve nasıl karşılanacağı konusunda yardımcı olur.

Hayatta kalma ihtiyacı

Hayatta kalma mücadelesi tüm canlıların gösterdiği bir davranıştır. Fizyolojik ihtiyaçların giderilmesi, hayatta kalma ihtiyacını karşılar. Yeme, içme, barınma vb. durumlar bu ihtiyaçlar içerisinde yer alır.

Sevgi ve ait olma

Sevgi ve ait olma ihtiyacı en önemli ihtiyaçtır. Sevme ve sevgiyi kabul edebilme ihtiyacı; aileyi, arkadaşları ve en yakınımızda samimi olduğumuz insanları kapsar. Sevgi ihtiyacı aynı zamanda karşılanması en zor ihtiyaçtır. Çünkü bu ihtiyacın karşılanabilmesi için diğer insanlara ihtiyaç duyarız. Sevgi ve ait olma ihtiyacını üç farklı yolla karşılarız. Bunlar: bir topluluğa ya da gruba ait olarak, bir aileye ait olarak veya bir işe veya mesleğe sahip olarak. İnsanlar sevgi ihtiyacını bazen bu üç yoldan birine ait olarak bazen de birden fazlasına sahip olarak karşılar.

Güç elde etme ihtiyacı

Güç ihtiyacı bireyin sık sık çevresindeki insanlarla yarışma durumu içerisinde olması biçiminde kendini gösterir. Fakat güç ihtiyacı, sadece yarışma durumlarda ortaya çıkmaz. Bunun farklı yolları da vardır. Örneğin başkalarının iyiliği için bir şeyler yapmak, başkaları tarafından tanımak için uğraşmak, başkalarının bizi dinlemesini istemek bizim güç ihtiyacımızı karşılamamızdan kaynaklanır.

Özgürlük ihtiyacı

Özgürlük ihtiyacı, için kendi hayatını nasıl yaşamak, kendini nasıl ifade etmek, kiminle ilişkin kurmak, nerelerde nasıl davranmak, nasıl bir ibadet etmek istediğini ve diğer insanlarla ilişkilerinde kendi içten gelen düşünceleri ile hareket etmesini ifade eder. Özgürlük ihtiyacımızı, ancak hayatımızın kontrolünün bizde olduğuna inandığımız zaman doyurabiliriz. Bir tehdit altında olduğumuzda, en çok özgürlük ihtiyacınızdan dolayı endişeleriniz. Seçim yapma özgürlüğü bu ihtiyacın önemli bir yönüdür her ne kadar bizler bazen bu gücümüzün olduğunu unutsak da.

Glasser’e göre, insan özgürlüğünü kaybettiğinde, kendisini insan yapan özelliklerden birini kaybetmiş olur. Yani yaratıcılığını yapıcı bir biçimde kullanma yeteneğini kaybetmiş olur. Yaratıcılık etmekte özgür olmadığı durumda yaratıcılık birey acı verir.

Eğlence ihtiyacı

Eğlence ihtiyacı, en kolay karşılanabilen ihtiyaçtır çünkü bunu karşılayabilmenin bir çok yolu vardır. Bundan dolayı insan, yaşamının her döneminde eğlenebilen bir varlıktır. Bütün başarılı ve uzun dönemli ilişkilerin temelinde yatan en önemli özelliklerden biri de bir arada olan bireylerin gülebilme özelliğidir. Birbirlerine aşık olan insanlar, birbirleriyle ilgili çok şey öğrenme dönemi yaşarlar. Bu süreç içerisinde bir arada olmak onlar için aynı zamanda bir eğlencedir.

Kalite Dünyası

Kalite dünyası ile kastedilen şey, ihtiyaçlarımızı karşılayan insanların veya bazı nesnelerin görüntülerini beynimizde sakladığımız yerdir. Nesneler veya insanlar bizim ihtiyaçlarımızı karşıladıklarından dolayı biz kendimizi iyi hissederiz. Kalite dünyamızın inşa edilmesi biz doğar doğmaz başlar ve yaşamınız boyunca da sürekli olarak gözden geçirilir. Kalite dünyamızda tuttuğumuz bu görüntüler; bizim birlikte olmak istediğiniz kişilerden, sahip olmak istediğini şeylerden, arzuladığınız deneyimlerden ve yaşantımıza rehberlik eden düşünce ve inançlardan oluşur.

Kalite dünyamızda olan insanlar, bizlerin kendimize en yakın hissettiğimiz ve birlikte olmaktan zevk aldığımız kişilerden oluşur. Terapiye gelen insanların kalite dünyasında ya böyle kişiler yoktur ya da böyle kişilerle istenilen bir bağ kurulamamış ve doyum elde edilememiştir.

Toplam Davranış

Toplamı davranış terimi insan davranışlarının doğal olarak çok boyutlu olduğunu vurgulamak için kullanılmaktadır. Bütün toplam davranışlar, gereksinimlerimizi karşılamak için elde etmek istediklerimize erişmenin en uygun yoludur. Tüm davranışlar “eylem, düşünme, hissetme ve fizyoloji” olmak üzere 4 bileşenden oluşmaktadır. Glasser, bu bileşenlerin birbirleri olan ilişkisini açıklamak için bir araba benzetmesi yapmaktadır. Öndeki iki tekerlek “düşünme ve eylem” bileşenlerini. arka tekerlekler ise “hissetme ve fizyoloji” bileşenlerini temsil etmektedir. Arabanın motoru temel ihtiyaçlarımız,  direksiyon ise seçimlerimizdir. Buna göre biz arabanın sürücü koltuğunda otururuz ve arabanın yönünü değiştirmek için biz ön tekerlekleri direksiyonda çeviririz. Böylece arka tekerleklerde bu yöne doğru gidecektir. Yani direksiyonu kullanarak seçimlerinizi yaparız. Seçimlerimiz doğrultusunda düşünür ve eylemde bulunuruz ve düşünce ve eylemlerimiz de duygularımızı ve fizyolojimizi belirler.

Seçim Kuramı

Seçim kuramı, gerçeklik terapisinin temelini oluşturur. Seçim kuramının 10 önemli özelliği vardır. Bu özelliklerden en önemlisi “bizler hissettiğimiz mutluluklar da dahil olmak üzere yaptığımız her şeyi biz kendimiz seçeriz” ilkesidir. Bu nedenledir ki bizler yalnızca kendi davranışlarımızı kontrol edebiliriz, başkalarının davranışlarını kontrol edemeyiz. Bizim başkalarına verebileceğimiz tek şey, bilgidir.

Seçim kuramının 10 aksiyomu

  1. Davranışlarını kontrol edebildiğimiz tek kişi kendimizdir.
  2. Diğer insanlara verebileceğimiz ya da onlardan alabildiğimiz tek şey bilgidir.
  3. Tüm uzun süreli psikolojik problemler, temelde bir ilişki problemidir.
  4. Yaşantılarımızın bir parçası olarak her zaman için ilişkilerimizde bazı problemler yaşanır.
  5. Bizi bugün biz yapan şey, geçmişte yaşadığımız acı dolu yaşantılardır ancak geçmişimizdeki bu acıları yeniden yaşamak, bizim şu an ne yapacağımız konusunda çok az işe yarar ya da hiç işe yaramaz. Önemli olan şu andaki ilişkimizi geliştirmektir
  6. Bizler beş genetik ihtiyaç tarafından yönlendirilmekteyiz; hayatta kalma, sevme ve ait olma, güç, özgürlük ve eğlence.
  7. Bizden bu ihtiyaçlarımızı yalnızca kalite dünyamızdaki görüntü ve görüntülerle karşılayabiliriz.
  8. Doğumdan ölüme kadar yapabileceğimiz tek şey davranışlarda bulunmaktır. Bütün davranışlar toplam davranıştır ve birbirinden ayrılmayan dört bileşenden oluşur; hareket etmek. düşünmek, hissetmek ve fizyolojik durum.
  9. Bütün toplam davranışlar fiil kullanılarak ifade edilir ve bunun en çok tanınan bir unsuru ile isimlendirilir.
  10. Tüm toplanan davranışlar bir seçimin sonucudurlar, ancak biz yalnızca bunun davranış ve düşünce unsurlar üzerinde doğrudan kontrol sahibiyizdir. Bununla beraber nasıl düşündüğümüze ve davrandığımıza bağlı olarak duygularımız ve fizyolojimiz üzerinde de dolaylı bir kontrol sağlayabiliriz.

Terapötik Süreç

Gerçeklik Terapisinin Özellikleri

Gerçeklik terapisi şimdiye odaklıdır ve gerçeklik terapisi danışmanları geçmişte olanlara sığınmayı iyi bir şey olarak görmezler. Glasser, ” yalnızca geçmişteki bir mutsuzluğun tekrar ve tekrar gündeme getirilmesinin bireye yardımcı olabileceğini düşüncesini” reddeder. Gerçeklik terapistleri kusur bulmakla ya da suçlamakla uğraşmazlar. Şu an ne yapılması gerektiğine ve danışanın yeni seçimler yapabilmesine odaklanır.

Gerçeklik terapisinin temel hedefi danışanların başkalarına müdahale etmeden, zarar vermeden kendilerine yararlı olacak daha iyi seçime yapmaları için onlara yardımcı olmaktır. Bu amaçla danışan, seçim kuramını öğrenir ve seçim kuramını öğrenmesiyle, yaptığı yanlış seçimlerin farkına varır, yeni ve daha etkili seçimler yaparak kendi davranışlarını kontrol etmeye başlar.

Kısacası gerçeklik terapisi danışanlarının kalite dünyasını daha aktif nasıl kullanacağını öğretirler. Sevgi ve ait olma ihtiyacının nasıl karşılanacağını öğretmenin yanında, diğer önemli ihtiyaçlar olan başarının gücü, özgürlük ve eğlencenin de nasıl karşılanacağını öğretmeye çalışırlar.

Yukarıdaki terapötik amaçlara ulaşmak için terapistin ilk olarak iyi bir terapötik ilişki kurması gerekmektedir. Daha sonra danışana seçim kuramını öğreterek etkili seçimler yapmasını sağlamaktır. Daha sonraki süreçte terapist, danışana kişisel değerlendirme yapmayı öğretmelidir. Yani değerlendirmeyi terapist değil, danışanın kendisine yapması gerekir. Terapist, yaşanan olaylar ne kadar kötü olursa olsun hala umudun olduğunu danışana aşılaması gerekir. Umut aşılama işlemi gerçekleşirse, danışan değişim için istekli hale gelir.

Danışan gerçeklik terapisi sürecinde aktif haldedir. Terapi sürecinde kısa sürelidir. Glasser, gerçeklik terapisinin 10 seansta tamamlanabileceğini söyler.

Gerçeklik Terapisinde Danışma Sürecinin Özellikleri

Gerçeklik terapisine göre danışanın kontrol edebileceği tek şey kendisidir. Bundan dolayı kontrol dışı (diğer insanlar, geçmiş) durumlarla ilgilenmezler. Danışanın bunu anlaması önemlidir. Gerçeklik terapisinin özellikleri şöyle özetlenebilir:

Seçim ve sorumluluğun vurgulanması

Yaptığımız tüm davranışlar bizim seçimimizdir. Bundan dolayı bu seçimlerin sorumluluğu da bize aittir. Durumlar net kadar karmaşık olursa olsun her zaman bir seçim şansımız vardır.

Transferansın reddedilmesi

Danışma sürecinde transferansın varlığı reddedilir. Terapistler transferansı kabul etmez ve bunun üzerinde çalışmazlar. Glasser’e göre, transferansla, hem terapist hem de danışan kendisi olmaktan kaçınır. Terapistlerin kendisi dışında biri olduğunu benimsemesi ise tamamen gerçek dışıdır.

Terapi sürecinde şimdiye odaklanma

Terapi şimdi ve burada odaklıdır. Terapi esnasından geçmişten çok şuan yaşanılanlar üzerine yoğunlaşır. Geçmişe takılmak ile sorunun çözülemeyeceğine inanırlar.  ‘Şu an ne düşünüyorsun? Bu durum sende neler hissetmene yol açıyor?’ gibi sorularla danışanın odağı yaşadığı ana çekilir.

Semptomlara odaklanmaktan kaçınma

Gerçeklik terapistlerine göre, semptomlar üzerine fazlaca zaman ayırmak doğru değildir çünkü bu durum asıl problemden uzaklaşmaya sebebiyet verir.  Glasser’e göre, semptomları olan kişiler bu durumdan kurtulduğunda tamamen iyileşeceğine inanır. Bu insanlar, kendilerini sıkıntının verdiği acıyı yaşayarak, semptomların kendiliğinden oluştuğunu zannederler. Aslında bu belirtiler, seçmiş oldukları davranışların temel ihtiyaçlarını karşılamamasından dolayı bedene gelen uyartılardır.

Ruh hastalıklarına ilişkin genel görüşlerle mücadele

Seçim kuramı, fiziksel ya da psikolojik semptomları olan kişilerin ruh hastası olduğunu söyleyen geleneksel düşünceye karşı çıkar. Glasser, biyolojik psikiyatristleri insanlara birtakım ruhsal hastalık teşhisi koyan, hastalarını sorunlarını beyinlerindeki patolojiden kaynaklandığı konusunda ikna etmeye çalışan insanlar olarak görmektedir. Bu psikiyatristler, ruh hastası olan insanları psikiyatrik ilaçlarla tedavi ederler. Glasser, geleneksel olarak kabul edilen ruh hastalığı görüşünü ve ilaç tedavisini reddeder.

Gerçeklik terapi sürecinin aşamaları 

1. Katılım

İlk basamakta terapist, yalnız olan danışanla dostça bir arkadaşlık kurar. Burada kurulan ilişki danışanın, yaşamını olumlu yönde değiştirebilmesine zemin hazırlar.

2. Şimdiki davranışa odaklanmak

Gerçeklik terapisi, danışanlarının duygu ve inançlarını değiştirmek yerine, onların sonuçta ortaya koyacakları davranışı değiştirmeye çalışırlar. Danışanlara, yaptıkları seçimlerin kendi sorumluluğunda olduğunu ve bu sorumlulukların üstlenilmesi gerektiği anlatılır.

3. Davranışın değerlendirilmesi

Bu basamakta danışanın mevcut seçimleri terapist ve danışan tarafından değerlendirilir. Danışanların, kendileri ve başkaları için, hangi seçimlerin olumlu sonuçlar getireceği değerlendirilir. 

4. Plan yapmak

Plan yapma evresi, terapinin en önemli kısmı denilebilir. Çünkü plan yapma evresi tüm süreci işlevsel kılar niteliktedir. Bu aşamada terapist, danışanın kısa ve uzun vadeli hedeflerini tespit etmesine yardımcı olur ve danışanın önceki basamaklarda kabul etmiş olduğu ve değiştirmeye karar verdi davranışlar ile ilgili plan yapmaya başlanır. Plan; bir ihtiyacı karşılamaya yönelik, gerçekçi, ulaşılabilir, basit ve net olmalıdır. Plan bir şeyleri durdurmak yerine başlatıcı yani olumlu olmalıdır ve en kısa sürede başlanmalıdır.

5. Anlaşma yapma

Glasser, hazırlanan plan için terapistin danışanla bir sözleşme imzalaması gerekir. Bu durum danışanda, plana uyma konusunda daha da etkili olacağı ve sözleşmenin getireceği sorumluluğun danışanda hissedileceğine inanılır. Bu sayede danışan plana uyma konusunda daha tutarlı davranışlar sergileyecektir.

6.Mazeret yok

Terapistler, danışanların plana uyarken uğradıkları başarısızlıklar yüzünden getirilen mazeretleri kabul etmezler. Çünkü mazeretlerin ardı arkası kesilmeyen bahanelerle dolu olduğu söylenir. Danışman başarısızlık durumunda “Neden başaramadın?” sorusu yerine “Başarmak için başka neler yapabilirsin?” sorusunu sorarak bahanelerin oluşumuna izin vermemelidir.

7. Ceza yok

Terapi sürecinde hiçbir şekilde cezaya yer verilmez. Çünkü ceza terapötik ilişkinin zayıflamasına yol açar. Ceza kısa süreli iyileşme gösterse de uzun süreli olarak düşünüldüğünde olumsuzluğa yol açar. Çünkü ceza, yaratıcı bir çözüm sunmaz. Eleştiri de bir tür ceza olarak algılandığından burada eleştiriye de yer verilmez.

8. Asla vazgeçme

Terapinin son aşaması asla vazgeçme aşamasıdır. Terapistler, danışanlara yaşanan kötü olaylar karşısında her zaman bir seçim şansının olduğunu ve ne kadar başarısız olurlarsa olsunlar mücadele vererek başarının geleceğini inandırmaya çalışırlar.

Gerçeklik Terapisinde Terapötik Teknik Ve Yöntemler

Gerçeklik terapisi, diğer kuramlardan farklı olarak pek teknik geliştirmemişlerdir. Diğer terapilerde kullanılan genel teknikleri kullanmışlardır. Ancak Robert Wubbolding gerçeklik terapisi için WDEP sistemini geliştirmiştir.

WDEP sistemi

Wubbolding, WDEP sistemini oluştururken bu yolda izlenecek stratejilerin baş harflerini (wants, direction-doing, evaluation, plan) kullanmıştır. Türkçeye ise İYDP (istekler, yön ve gerçekleştirme, değerlendirme, planlama)olarak geçmiştir.

1. İstekler, Gereksinimler

Bu aşamada danışanlara ailelerinden, arkadaşlarından ve işlerinden ne bekledikleri de dahil olmak üzere yaşamlarının her boyutunu keşfetme olanağı verilir. Ayrıca, danışanın terapist ve kendinden ne beklediğini belirlemek gereklidir. Danışanların tam olarak ne istediğini belirlemelerine yardımcı olmak için şu tarz sorular sorulabilir: Ne istiyorsun? Eğer olmak istediğin kişi olsaydın, nasıl biri olmak isterdin? Eğer istediğin gibi yaşasaydın ne yapardın?

2. Yön ve gerçekleştirme (yapma)

Gerçeklik terapistleri içinde olunan zamana vurgu yapmak için genellikle “Ne yapıyorsun?” sorusunu danışanlarına sorar. Gerçeklik terapisi, mevcut toplam davranışın farkına varıp bunu değiştirme üzerinde yoğunlaşır. Bunu başarmak için gerçeklik terapistleri “Şimdi ne yapıyorsun? Bu hafta ne yaptın? Yarın ne yapacaksın?” gibi sorular üzerinde yoğunlaşır.

3. Değerlendirme

Danışanların yaptıkları davranışlarının istenilen sonuca götürme olasılığı değerlendirilir. Danışana “Mevcut davranışların seni istediğin noktaya ne kadar götürebilir?” benzeri sorular sorularak, danışanın kendi davranışları üzerinde düşünmeye ve davranışlarını farketmeye çalışılır.

4. Plan yapma

Danışanlar, değişmek için ne istediğine karar verdikten sonra, genellikle diğer olası davranışları keşfedip bir eylem planı oluşturmaya hazır duruma gelirler. Danışma sürecinin bir sonuca ulaşması eylem planına bağlıdır. İyi bir planın; basit, uygulanabilir, katılımlı, kontrollü bir yapıya sahip olması gerekir.

Gerçeklik terapisinde  bunun dışında kullanılan diğer teknikler ise şunlardır: soru sorma, bibliyoterapi, yeni bir çerçeveye yerleştirme, mizah, kendini açma, metaforları kullanma, yüzleştirme (çok gerekmedikçe kullanılmaz), fiziksel etkinlikler ve meditasyon.

Gerçeklik Terapisinde Değerlendirme

Gerçeklik terapisinde değerlendirme yapılmamaktadır, bunun yerine problemli davranışın ne olduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır. Glasser, sağlık politikasının getirdiği zorunluluk dışında başka bir amaçla formel değerlendirmeyi kabul etmez.

Diğer psikolojik danışma kuramlarına bakmak için tıklayınız!

2 Comments

Write A Comment