JOHN B. WATSON’IN BİTİŞİKLİK KURAMI

Davranışçılığın kurucusu kabul edilen Watson, Chicago (Şikago) Üniversitesi’nde Psikoloji alanında doktora alan ilk kişidir. Watson’ın öğrenmeye dair temel yaklaşımı, uyarıcı-tepki bitişikliğidir. Guthrie’nin de aynı görüşü kabul etmesinden dolayı bu iki bilim insanına bitişiklik kuramcıları denmiştir.

Watson, yapısalcı yaklaşıma karşı çıkmıştır. Ona göre davranış gözle görünür bir yapı içinde olmalıdır. Yapısalcıların bilincin yapısını incelediklerinden dolayı bilimin objektif penceresinden uzakta kaldıklarını söyler. Bitişiklik kuramcısı Watson, bilişin yapısını ve zihin üzerine çalışmaları filozoflara bırakmak gerektiğini dile getirir. Watson sistematik bir öğrenme kuramı geliştirmemekle birlikte, psikoloji ve eğitim alanında büyük bir etki bırakmıştır. O eğitim psikolojisinin daha davranışçı bir hale gelmesini sağlamıştır.

Watson’un Bitişiklik Kuramındaki Temel İlkeler

Watson’ın başlangıçta yaptığı çalışmalar aslında Pavlov’un koşullu refleks görüşlerinin farklı bir versiyonudur. Ona göre eğer bir köpek koşullanabiliyorsa bir bebekte koşullanabilir. Bu görüş doğrultusunda ünlü deneyi olan Albert adındaki bebekle çalışmasını gerçekleştirmiştir. Albert’te normalde fareye karşı korkusu yoktur. Ancak deney sırasında fareyle her ilgilendiğinde onu rahatsız edip korkutacak bir ses çıkartılır. Bu rahatsız eden ses deneyi bebeğin fareyle her oynamak istediğinde gerçekleştirilir. Bunun sonucunda artık Albert fareyi her gördüğünde korkmaya başlar. Daha sonra Albert farenin yanı sıra ona benzeyen beyaz ve tüylü olan her şeyden korkmaya başlamıştır (uyarıcı genellemesi). Watson korkunun öğrenilebildiği gibi var olan korkunun da yok edilebileceğini yaptığı çalışmalarla göstermiştir.

Küçük Albert Deneyi’nin anlatımını aşağıdaki videodan orijinal görüntüler eşliğinde izleyebilirsiniz.

Bitişiklik kuramının temel özellikleri aşağıda sıralanmıştır.

Bitişiklik

Watson’a göre öğrenmenin gerçekleşmesi için uyarıcı ile tepki arasında bitişikliğin olması gerekir. Başka bir deyişle uyarıcı ile tepki arasında kısa bir zaman dilimi olmalıdır.

Örnek: Bir anne çocuğunun duvara resim çizdiği için ona hemen kızmak yerine aradan bir süre geçtikten sonra cezalandırılırsa çocuk neden ceza aldığını anlamayabilir. Ve duvara resim çizme davranışını sürdürebilir.

Son Tepki İlkesi

Bir uyarıcıya karşı verilmiş en son tepkinin başka bir zaman da aynı uyarıcıyla karşılaşınca verilmesidir.

Örnek: Matematik dersinde zorlandığı bir soruda bir çözüm yolu öğrenen bir lise öğrencisi başka zaman benzer sorularda da aynı formülü kullanır.

Sıklık İlkesi

Watson, öğrenmede pekiştirme ya da ödüllendirmeden söz etmemiştir. Bunun yerine sıklık ilkesini ortaya koymuştur. Bir uyarıcıya karşı sıklıkla gösterilen bir davranışın başka zamanlarda da aynı uyarıcıya karşı benzer tepkinin verilme olasılığı yüksektir.

Örnek: Sürekli kitap okuyan Aybüke’nin tatil için gittiği yerde de kitap okumaya devam etmesi.

Korku koşullanması

Bitişiklik kuramında yer alan korku koşullanması, klasik koşullanma süreciyle aynıdır. Başlangıçta nötr uyarıcı olan herhangi bir şey, korkuya neden olan koşulsuz uyarıcıyla eşleşerek koşullu uyarıcı olur. Yukarıda yazılan küçük Albert deneyinde bu sürecin nasıl yaşandığına dair örnek bir araştırma yapılmıştır. Korku koşullanması çabuk gerçekleşen ancak zor bir şekilde ortadan kalkan bir koşullanmadır.

Duyarsızlaştırma

Watson, küçük Albert deneyinde korkunun nasıl gerçekleştiğini göstermiştir. Bu deneyi sonucunda korkunun öğrenildiği gibi aynı zamanda yok edilebileceğini yaptığı çalışmalarla göstermiştir. Duyarsızlaştırmada korku duyulan koşullu uyarıcıya kademe kademe yaklaştırma söz konusudur. Başlangıçta bireyi rahatsız etmeyecek bir uzaklıkta bulunan koşullu uyarıcı bireyi en az etkileyecek şekilde yaklaştırılır. Ve bu işlemler sonucunda korku yavaş yavaş ortadan kalkar.

Örnek çalışma: Watson tavşanlardan çok korkan Peter adındaki bir çocuğun bu korkusunu ortadan kaldırmak için genişçe bir odaya alınır. Başlangıçta kendisinden uzakta olan tavşan Peter için tehdit oluşturmaz. Watson tavşanı yavaş yavaş çocuğa yaklaştırmaya başlar. Ve çocuk gitgide korkusundan kurtulur ve tavşana dokunmaya bile başlar.

GUTHRİE’NİN BİTİŞİKLİK KURAMI

Guthrie, öğrenmeye ilişkin görüşünde diğer davranışçı kuramcıların çalışmalarını fazla subjektif bularak öğrenmenin tek bir ilkeyle açıklanabileceğini söyler. Bu ilke de bitişikliktir.

Guthrie’nin Bitişiklik Kuramındaki Temel İlkeler

Guthrie, öğrenmenin tek bir ilkeyle oluştuğunu söyler. Bitişiklik ilkesine göre uyarıcı-tepki bitişikliğinde öğrenmeye dair bağ oluşur ve başka durumlarda da bu bağ kullanılır. 

Guthrie’nin kuramında cezanın yeri yoktur. Yani ceza uygulamaları istenmeyen davranışı ortadan kaldırmaz. Bunun yerine davranışı alışkanlıkları değiştirme yöntemini kullanmıştır. Bu yöntemlerin neler olduğu alışkanlıkları yok etme yöntemleri başlığında yer verilmiştir.

Guthrie’nin bitişiklik kuramı bilişin varlığını kabul etmez. Ona göre davranışların sebeplerini açıklamak için zihinsel süreçlere başvurmak doğru değildir. Öğrenmedeki tüm zihinsel öğeleri reddetmektedir.

Öğrenmede Tek Deneme İlkesi

Guthrie, bir öğrenme ilkesi olarak sıklık yasasını tamamen reddetmedir. Bir uyarıcı bir tepki ile ilk bitişiği zaman en yüksek çağrışımsal gücünü kazanır. Yapılan tekrarlar bağın gücünü artırmaz. Yani öğrenme ilk denemede ya hep ya hiç şeklinde oluşur. Daha önce de değinildiği gibi öğrenmenin tek yasası vardır o da bitişikliktir.

Örnek: Bisiklet süren bir çocuğun bisikletinin zinciri attığında nasıl düzeleceğini öğrendiğinde başka bir zaman aynı sorunla karşılaşırsa, gene aynı şekilde sorunu çözer.

Alışkanlıkları Değiştirme Yöntemleri

Guthrie, öğrenmeye ilişkin görüşlerine bir de alışkanlıkların nasıl yok edileceğine dair temel kavramlar da eklemiştir. Ona göre alışkanlıklar üç yöntemle yok edilir. Bunlar: eşik yöntemi, bıktırma yöntemi ve zıt tepki yöntemidir.

Eşik Yöntemi

Kötü bir alışkanlığın yok edilmesi için istenmeyen tepkiyi(alışkanlığı) başlatan uyarıcıları bulup, bu uyarıcının tepki ortaya çıkarmayacak düzeyde yavaş yavaş verilmesidir. Başlangıçta tepkiyi ortaya çıkarmayacak düzeyde verilen uyarıcı eşik seviyesini geçmeyecek düzeyde yavaş yavaş artırılır. Guthrie bu yönteme şu örneği vermektedir: Üzerine kimseyi bindirmeyen ve eyerlenmeyen bir atın sırtına önce bir battaniye atılır ve bu battaniyeye alışması sağlanır. Daha sonra bu battaniyenin üzerine bir baskı uygulanır ve ilerleyen zamanlarda at eyerlenir.

Not: Eşik yönteminin sistematik duyarsızlaştırmadan ve kademeli yaklaştırmadan farkı şudur: Sistematik duyarsızlaştırmada etkili olan koşullu bir tepki yok edilir. Bu koşullu tepki ise genellikle korkudur. Eşik yöntemi ise alışkanlıkları yok eder. Kademeli yaklaşmada ise var olmayan bir davranış kazandırılmaya çalışılır ve hedeflenen davranışa yakın alt davranışlar gösterildiğinde pekiştirme verilir.

Bıktırma

İstemeyen bir davranışı ortadan kaldırmanın başka bir yolu da bıktırmadır. Bu yöntemde istenmeyen davranış organizmayı bıktırıncaya kadar verilir. Böylece organizma bu istenmeyen davranışı bir daha göstermeyebilir.

Örnek: Kibritle oynamayı seven bir çocuğun annesi çocuğa bir çok kibrit paketi verir ve çocuk sıkılıncaya kadar kibritleri yakar bu sayede çocuğun kibrite olan ilgisi yok edilir.

Zıt tepki yöntemi

İstenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcıyla, istenilen davranışı meydana getiren uyarıcı beraber verilir. Burada istenmeyen davranışın yerine istenilen davranışın almasıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise istenilen uyarıcının, istenmeyen uyarıcıdan daha baskın olmalıdır. Yoksa istenmeyen davranış yok edilmeyebilir.

Örnek: Uçaktan korkan birisinin uçak yolculuğu için sevgilisiyle beraber gitmesi veya kediden korkan bir çocuğa annesinin ona kedi hediye etmesi var olan korkuları ortadan kaldırabilir.

Öğrenme psikolojisinin diğer bölümleri için buraya tıklayınız.

Write A Comment