Öğrenmenin nasıl meydana geldiğini açıklamaya çalışan iki büyük akımdan olan davranışçılık, ilk başlarda büyük etkiye sahip olsa da yapılan çalışmalarla yerini bilişselci akıma bırakmıştır. Ancak davranışçılığın tamamen bittiğini söylenemez. Günümüzde ise hem davranışçı kuramlar hem de bilişsel kuramlar birleştirilerek yeni akımların oluşması sağlanmıştır. Daha çok bilişsel yöne vurgu yapan Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı bu birleşimden oluşan bir kuramdır.

GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENMEYE DAİR İLK AÇIKLAMALAR

Bandura’dan önce Miller ve Dollard taklit yoluyla öğrenmeyi açıklayan öncü psikologlardandır. Bu psikologlara göre birey çevresindeki diğer insanların uyaran niteliği taşıyan davranışlarına bakarak taklitte bulunur. Eğer taklit edilen davranışlar ödüllendirilirse davranışın tekrar edilme kuvvetlenir. Birey, model aldığı kişinin davranışını taklit ederken ödüllendirilirse, bunun sonucunda modelin diğer davranışlarını da taklit edebilir. Buna genellenmiş taklit denmektedir.

Bandura ise Miller ve Dollard’ın bu taklit yoluyla öğrenme kuramını daha ileri boyuta taşıyarak, öğrenmenin sadece taklit yoluyla değil aynı zamanda gözlem yoluyla da olduğunu söylemiştir.

GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME

Bandura gözlem yoluyla öğrenmeyi açıklarken, öğrenmenin çevredeki olayların bilişsel olarak işlendiğini söyler. Bundan dolayı kuramına sosyal bilişsel öğrenme demiştir.

Birey ve çevre

Davranışçıların öğrenmesinde öğrenen pasif bir durumda iken, sosyal bilişsel öğrenme de ise öğrenen aktif bir konumdadır. Bundan dolayı bireyin davranışları çevre tarafından şekillendiği gibi çevre de bireyin davranışından etkilenir. Bandura’ya göre; birey, davranış ve çevre üçlüsü sürekli etkileşim halindedir. Buna karşılıklı belirleyicilik de denmektedir.

Öğrenme ve performans

Bandura öğrenmeyi Davranışçılar gibi gözlenebilir davranış değişikliği olarak görürken, performansı gerektiğinde ortaya çıkan bir olgu olarak nitelendirir. Yani performansı öğrenmeden ayırır. Öğrenme gerçekleşmesine rağmen performans ortaya çıkmayabilir. Bu durum Bandura’nın sosyal bilişsel öğrenmedeki bilişsel yönüne vurgu yapar.

Örnek: Evde annesinin mantıyı nasıl yaptığını gözlemleyerek öğrenen Kamuran, başka bir zaman annesi evden yokken öğrendiği bu tarifi performansa dönüştürerek yemeği yapabilir.

Gözlem ve taklit.

Gözlem ve taklit birbirine benzer şeyler olarak düşünülse de farklı şeylerdir. Birey çevresinde yaşanan olayları gözlem yoluyla öğrenir ve zihninde tutar. Daha sonra bu öğrendiği bilgiler davranışlarına yansır. Taklitte ise birey, model aldığı kişinin davranışlarına benzer davranışlar sergiler. Gözlem yoluyla öğrenme taklit içerebilir de içermeyebilir de.

Örnek: Bir koşu yarışına beraber katılan iki arkadaştan biri düzenli olarak antrenman yapması sonucu koşuyu iyi bir skorla bitirir. Bundan dolayı arkadaşı bir sonraki koşu için düzenli olarak diğer arkadaşı gibi antrenman yapıp iyi bir skor elde eder. ( Burada hem gözlem hem de taklit vardır ) Ancak arkadaşı bir sonraki koşu için düzenli olarak diğer arkadaşı gibi antrenman yapması gerektiğini bildiği halde antrenman yapmaz. ( Burada gözlem yoluyla öğrenme vardır, ancak taklit yoktur)

Öğrenme biçimleri

Bandura’ya göre öğrenme, bireyin bizzat yaptığı ya da başkalarının davranışlarını gözlemlemesi sonucu oluşur.

Doğrudan öğrenme

Doğrudan öğrenme, Thorndike’ın “etki yasasına” benzemekle birlikte zihinsel etkinliğe vurgu yapar. Buna göre birey kendi yaptığı davranışlarının sonuçlarına bakarak, kendisi için olumlu sonuçlanan davranışları zihinde tutar ve başka durumlarda gerektiğinde tekrardan bunu davranışa dönüştürür. Eğer davranışının sonucu istenmeyen bir şekilde sonuçlanırsa, bu davranışı yapma eğiliminden vazgeçer.

Örnek: İlk defa bir çocuk sahibi olan bir anne bebeğini uyutmak için ona ninni söylediğinde bebeği uyursa bu davranışı başka zamanlarda da tekrar eder.

Dolaylı öğrenme

Bandura’ya göre öğrenmenin büyük bir kısmını oluşturan dolaylı öğrenmede, birey modelin davranışlarının sonuçlarına bakarak öğrenmeyi gerçekleştirir. Davranışın sonucunda oluşan ödüllendirme veya cezalandırma birey için davranışın yapılıp yapılamayacağına etki eder.

Örnek: Hamdi sokakta engelliler için ayrılan yere normal birisinin gelip arabasını park ettiğini ve bundan dolayı ceza aldığını görür ve o yerlere normal insanların araba park etmemesi gerektiğini anlar.
Örnek: Okula yeni gelen bir öğretmenin konuşmak isteyenlerden öncelikle parmak kaldıranlara söz verdiğini gören diğer öğrenciler, daha sonra söz almak istediğinde parmak kaldırır

.

ÖĞRENMEYİ SAĞLAYAN DOLAYLI YAŞANTILAR

Bandura, sosyal bilişsel öğrenme kuramında dolaylı öğrenmeyi aşağıdaki yaşantılarla açıklamıştır.

Dolaylı pekiştirme

Araştırma sonuçlarına göre davranışı pekiştirilen modeli izleyen bireyler, bu pekiştirilen davranışı daha kısa sürede öğrenir ve uygular.

Örnek: ilkokula giden Şenol misafirliğe gittikleri evdeki yaşıtı Handan’ın ödevlerini yaptığı için kendi ailesi Handan’ı över. Şenol bir sonraki akşam ödevlerini yapmaya başlar. ( Şenol doğrudan bir pekiştirme almamıştır. Handan’ın aldığı pekiştirme Şenol için dolaylı bir pekiştirmedir )

Dolaylı ceza

Modelin davranışının cezalandırılması bunu durumu gözlemleyenler için benzer davranışın yapılmasına engel olur.

Örnek: Araba sürerken çoğu kez emniyet kemeri takmayan Melih, şahit olduğu bir araba kazasında emniyet kemeri takmayanların ağır şekilde yaralandığını görünce artık sürekli emniyet kemeri takmaya başlar.

Dolaylı duygu

Bir çok duygu gözlem yoluyla kazanılır. İnsanların çoğu aslında hiçbir yaşantı geçirmemelerine rağmen fareden, yılandan vb. şeylerden korkarlar.  Buna benzer olarak sınavlardan kaygı duyar veya ünlü birisini görünce mutlu olurlar.

Örnek: 5 yaşındaki Merve izlediği çizgi filmde kedinin sürekli olarak fareyi rahatsız etmesi sonucunda farede oluşan kızgınlığın kendisinde de olması.

Bandura’nın ünlü deneyi olan Bobo Doll Deneyi’ni ve sosyal bilişsel öğrenme kuramının genel hatlarını Türkçe altyazısını hazırladığımız aşağıdaki videodan izleyin.

Dolaylı güdülenme

Gözlenen davranışların olumlu sonuçlarına bakarak sadece öğrenme oluşmaz. Bazen bu durum gözleyende aynı davranışları yapmaya karşı istek uyandırır. Modelin yapmış olduğu davranışlarının sonucunda oluşan ürün eğer güzel bir şekilde sonuçlanır ve gözleyen kişi de böyle davranmak konusunda kendisinde istek duyarsa dolaylı güdülenme oluşur. Gözleyen kişi aynı davranışlarda bulunmak için kendisinin de modelin davranışlarını yapacak kapasite olduğunu bilmelidir. Aksi taktirde kapasitesinin üstünde davranışlarda bulunursa, sonuç istediği gibi olmayacak ve bunun sonucunda yapma isteği de kaybolacaktır.

Örnek: Hakan’ın kendisinden bir üst sınıfta olan abisinin düzenli bir şekilde üniversite sınavına çalışıp güzel bir üniversite kazandığını görünce, abisi gibi sınavlara düzenli çalışıp iyi bir bölüme gitmek için gayret sarf eder.
Not: Dolaylı pekiştirme ile dolaylı güdülenme arasındaki en önemli fark modelin davranışının sonucunda, gözlemleyen için pekiştirecin içsel mi yoksa dışsal mı olduğudur. Dolaylı pekiştireçte daha coky dışsal bir pekiştireç ve kısa zaman varken, dolaylı güdülenmede içsel bir pekiştireç ve daha uzun bir zaman vardır.

Modelin özellikleri

Bandura’nın sosyal bilişsel öğrenme kuramına göre modelin davranışının gözlemlenebilmesi için belli özelliklere sahip olması gerekir. Küçük çocuklar için televizyondaki çizgi filmler, çocuk kitapları, eğlenceli etkinlikler düzenleyen televizyon programları önem taşırken, daha büyük olan gençler için yaşıtları, ünlü kişiler, bilim adamları veya çevresindeki başarılı kişiler daha önem taşımaktadır. Modelin davranışlarının önem taşıması için yüksek statüde olması, tanınması, başarılı işler yapması, çevre tarafından sevilmesi vb. durumları davranışlarının başkaları üzerinde etkili olmasını sağlar.

Modelin gözlemleyen kişi için statüsü aşağıdaki sonuçları doğurur.

  1. Yüksek statülü modelin davranışlarının sonuçlarına bakılmaksızın gözleyen için yüksek düzeyde taklide yol açar.
  2. Eşit statülü modelin davranışlarının olumlu sonuçlanması, gözleyen için yüksek düzeyde taklide yol açar.
  3. Eşit statülü modelin davranışlarının olumsuz sonuçlanması, gözleyen için taklidin hemen kesilmesine yol açar.
  4. Düşük statülü modelin herhangi bir davranışı, gözleyen için çok az etkiye sahiptir.

Pekiştirme türleri

Bandura’ya göre doğrudan pekiştirme, dolaylı pekiştirme ve içsel pekiştirme olmak üzere üç tür pekiştirme vardır.

Doğrudan pekiştirme

Edimsel koşullanmada yer alan olumlu pekiştirme kavramına denk gelen doğrudan pekiştirme, birey yapmış olduğu davranışının sonucunda pekiştireç almasıdır.

Örnek: Öğretmenin vermiş olduğu ev ödevlerini yapan ve bu sayede öğretmeninden aferin alan bir öğrencinin bu davranışını devam ettirmesi.

Dolaylı pekiştirme

Daha önce de değinildiği gibi gözlemcinin bizzat pekiştirilmediği ancak modelin pekiştirilen davranışını gözlemleyerek pekiştirilen davranışın yapılmasıdır.

Örnek: Ev ödevlerini yapan bir öğrencinin öğretmeni tarafından aferin alması, diğer öğrencilerin de aferin almak için ödevlerini yapmaya başlaması onlar için dolaylı pekiştirmedir.

İçsel pekiştirme

İçsel pekiştirme birey için en çok güdüleyici olan durumdur. Yani birey yaptığı davranışının sonucunda dışardan pekiştireç almaktan çok, içsel bir haz yaşar. Bu içsel hazzı daha fazla yaşamak için davranışlarında devamlılık gösterir.

Örnek: Öğretmenin vermiş olduğu ev ödevlerini yapmaktan mutlu olan bir öğrenci bu davranışını yapmaya devam eder. (Burada öğrenci için öğretmeninin vereceği aferinden çok yaptığı ödevin vermiş olduğu mutluluk öğrenci için daha önemlidir)

Gözlemleyerek öğrenmenin aşamaları

Sosyal bilişsel öğrenme kuramındaki gözlemleyerek öğrenmede; dikkat, hatırda tutma, davranışa dönüştürme ve güdülenme olmak üzere dört aşama vardır.

Dikkat etme

Gözlem yoluyla öğrenmenin birinci basamağını oluşturan dikkat etmede, birey model alacağı kişinin davranışlarını doğru bir biçimde algılamak için bunu yapar. Bireyin ilgileri, ihtiyaçları, istekleri veya modelin birey üzerindeki etkisi sonucunda hangi davranışların dikkat edilmesi gerektiğine karar verilir.

Hatırda tutma

Gözlem yoluyla öğrenilen bilgiden yararlanmak için dikkat edilen davranış, sembolleştirilip kodlanmakta ve bellekte tutulmaktadır. Aksi takdirde öğrenilen bilgi gerektiğinde davranışa dönüşmeyecektir.

Davranışa dönüştürme

Zihinde tutulan bilgi üçüncü aşamada davranışa dönüştürülür.  Buradaki davranış modelden öğrenilen davranışın taklidi olabileceği gibi birey tarafından yorumlanıp farklı şekilde de ortaya çıkabilir. Yani davranışa dönüştürme süreci taklit de olabilir yeniden yorumlanmış da olabilir. Davranışın istenilen sonucu verebilmesi için dönüt ve ipuçları kullanılabilir.

Güdülenme

Gözlem yoluyla öğrenilen bilgi davranışa dönüştürüldükten sonra pekiştirilmesi davranışın kalıcılığını artırır ve tekrarlanmasını sağlar. Pekiştirilen davranış güdülenmeyi sağlar ve olumlu davranışların sıklığını artırır.

Örnek:
Dikkat etme: Bir restoranda garson olarak işe başlayan Yağmur, diğer garsonların masadaki tabakaları nasıl topladığına bakar.
Zihinde tutma: Yağmur diğer garsonların tabakları toplarken öncelikle hangi tabakları topladıklarını ve nasıl bir şekilde sıraladığı aklında tutar.
Davranışa dönüştürme: Müşterilerin yeni kalktığı bir masadaki tabakları toplamak isteyen Yağmur sırayla tabakaları elinin üstüne dizmeye başlar ve bazen de diğer garsonlardan püf noktaları alır.
Güdülenme: İşi kısa sürede öğrenen Yağmur, patronu tarafından tebrik edilir. Bunun sonucunda Yağmur bu bilgilerini kullanmaya devam eder.

SOSYAL BİLİŞSEL ÖĞRENME KURAMININ TEMEL İLKELERİ

Sembolleştirme kapasitesi

Sosyal bilişsel öğrenme kuramına göre sembolleştirme kapasitesi, insanın dış dünyadan gördüklerinin zihindeki bilişsel temsilcileridir. Bandura insanların, dünyanın kendisinden çok  bilişsel temsilcileriyle etkileşimde bulunduklarını söyler. Diğer bir deyişle dünyada gördüklerini zihinlerinde sembolleştirirek kodlayıp saklarlar. Sembolleştirme kapasitesi geçmiş yaşantılarla beraber geleceği tahmin etmede de kullanılır. Henüz yaşanmamış olayların zihinde tahmin edilip yordanmasını da sağlar. Hangi davranışların hangi sonuçlarını doğuracağını sembolleştirme kapasitesiyle zihinde test eder.

Örnek: Bir bisiklet atölyesinde işe başlayan bir çırak ustasının patlak bir tekerleği nasıl onardığını izler ve bunu zihninde sembolleştirir. Daha sonra kendisi de patlat bir tekerleği onarmaya çalışır.

Öngörü kapasitesi

Sosyal bilişsel öğrenme kuramı, gelecekte hangi davranışların yapılmasını gerektiğini sembolleştirme kapasitesinin yanında öngörü kapasitesinin de kullanılması gerektiğini söyler. Öngörü kapasitesine göre insanlar, gelecek için planlamalar yapar, hedefler belirler ve bu doğrultuda hareket ederler.

Örnek: Bilgisayarı çok seven ve bir işi bilgisayarla kolayca yapan birisi üniversitede bilgisayar bölümünü okuyup başarılı olacağını düşünür ve çalışmalarını bu doğrultuda yapar.

Dolaylı öğrenme kapasitesi

Sosyal bilişsel öğrenme kuramındaki en temel ilke dolaylı öğrenme kapasitesidir. Daha önce de belirtildiği gibi insanlar özellikle de çocuklar sadece kendi yaptıklarından değil çevresinin yaptıklarından da öğrenir. Öğrenmenin büyük bir kısmı başkalarının davranışlarından veya davranışlarının sonucunu gözlemleyerek oluşur. Eğer insanların dolaylı öğrenme kapasitesi olmasaydı, öğrenme çok sınırlı olacaktı.

Öz düzenleme kapasitesi

İnsanların kendi davranışlarını kontrol edebilme yeteneği olduğundan, yaptıkları bir çok davranış ve eylemi düzenlerler. Öz düzenleme kapasitesi insanın nerede, nasıl davranacağını, kiminle nasıl konuşacağını, nerede nasıl giyineceğini belirler. Dışsal pekiştirecektir bireyin davranışları üzerinde etkili olsa da insanın içsel olarak vereceği kararlar kadar etkili değildir.

Örnek: Gittiği lisede popüler olan bir gruba katılıp grubun gerektirdiği davranışlarda bulunmaktansa, kendisine yakın hissettiği kişilerle arkadaşlık kuran bir gencin bu davranışı buna örnektir.

Öz değerlendirme ( yargılama ) kapasitesi

Öz değerlendirme kapasitesi sayesinde insanlar, kendileri hakkında düşünme, yargıda bulunma eylemlerinde bulunur. Bireyin kendisi hakkındaki yargıları ile yapacağı etkinlik arasındaki degerlendirmede ne kadar başarılı veya başarısız olacağını gösterir. İnsanlar bu çıkarımlar sayesinde kendisine ait bir algı oluşturur. Bu algıya da öz yeterlilik denmektedir.

Öz yeterlilik

Sosyal bilişsel öğrenme kuramındaki öz yeterlilik, en kısa anlamıyla kişinin yapabilecekleri konusundaki düşünceleridir. Eğer kişi kendisine ait algılarında kendini yeterli görüyorsa ve yetenekleri doğrultusunda karşılaşacağı problemleri çözeceğine inanıyorsa yüksek öz yeterliliğe sahiptir. Ancak kişinin kendisine ait algılarında, yeteneklerini ve yapabilecekleri konusunda kendisini yetersiz görüyorsa düşük öz yeterliliğe sahiptir demek.

Sosyal öğrenmede diğer kavramalar

Engelleyici etki

Gözlemcinin benzer davranışlarını yapan model, bu davranış sonucunda cezalandırılırsa gözlemcinin bu davranışını devam ettirmesini engeller.

Örnek: Melih araba kullanırken bazen kırmızı ışıkta geçmektedir. Başka bir sürücünün de trafikteyken kırmızı ışıkta geçmesi sonucu ceza yediğini gören Melih bu davranışı yapmaktan vazgeçer.

Destekleyici etki

Gözlemcinin nadir olarak yaptığı bir davranışın, model tarafından yapılması ve ceza almaması sonucu davranışın yapılma sıklığında artmaya yol açmasıdır.

Örnek: Çok nadir olarak sınavlardan kopya çeken Emin, gene bir sınavdayken arkadaşının kopya çektiğini ve nöbetçi öğretmenin bunu görmezden geldiğini görünce o derste kopya çekmeye başlaması.

Tepkiyi kolaylaştırıcı etki

Daha önceden kazanılmış bir davranışın çevre tarafından yapıldığında o davranışın sergilenmesidir.

Örnek: Bir öğrencinin sınıfta sırasında otururken içeriye öğretmeninin gelmesi sonucu herkesin ayağa kalkmasıyla kendisinin de ayağa kalkması.

Konuların devamı için buraya tıklayınız.

Psikolojiye dair yapılan çalışmaları ve benzer konuların videolarını da buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Write A Comment