Gerçek anlamda ilk uyarıcı-tepki psikoloğu olan Thorndike, öğrenmeyi duyusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bağ ile açıklamıştır.  Thorndike ilk yazılarında alışkanlıkların meydana gelmesini ya da yok olmasını, duyusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bağın güçlenmesi veya zayıflaması olarak gördüğünden dolayı bu kurama bağlaşımcılık ya da bağ kuramı denmiştir.

Thorndike’ın yapmış olduğu çalışmalar kendisinden sonra gelen birçok büyük ismi etkilemiş ve uyarıcı-tepki psikolojisinde önemli bir yer edinmiştir.

DENEME YANILMAYLA ÖĞRENME (SEÇME VE BAĞLAMA)

Thorndike’ın öğrenme kuramına göre öğrenmenin en temel şekli deneme-yanılma yoluyla yapılan öğrenmedir. Bu öğrenmeye göre organizma bir problem ile karşılaştığında verdiği tepkiler çözme götürmüyorsa bu tepkileri eler, problemi çözen tepkiler ise kalıcı hale gelir. Organizma başka bir zaman benzer problemlerle karşılaştığında çözüme götüren yolları tekrar eder. Kısaca uyarıcı ile tepki arasındaki sinirsel bağ, amaca ulaştıran, haz veren tepkilerle kurulur, amaca ulaştırmayan tepkileri eler.

Örnek: Odasına yeni bir kitaplık sipariş eden Talha  kargo paketinden çıkan parçaları nasıl birleştireceğini anlayamaz. Bir kaç parçayı rastgele birleştirdikten sonra kitaplığını tamamlamayı başarır. Başka bir taşınması durumunda kitaplığını nasıl parçalara ayıracağını ve tekrardan nasıl birleştireceğini öğrenmiştir.

THORNDİKE’IN ÖĞRENME KURAMININ TEMEL KANUNLARI

Thorndike’ın öğrenme kuramına göre öğrenmede üç temel kanun vardır. Bunlar;

  1. Hazırbulunuşluk
  2. Tekrar
  3. Etki Yasası

HAZIRBULUNUŞLUK

Hazırbulunuşluk yasası organizmanın içinde bulunduğu durum ile çevresi arasında gerçekleşen etkileşimi açıklar. Organizmanın öğrenme sürecindeki hazırbulunuşluk düzeyi 3 farklı şekilde ele alınır. Bunlar:

  1.  Organizma 1 etkinlik için belli bir davranışı göstermeye hazır iken bu davranışın yapılmasına izin verilir ve olanak sağlanırsa organizma mutlu olur.
  2. Organizma 1 etkinlik için belli bir davranışı göstermeye hazır iken bu davranışın yapılmasına izin verilmezse bu durum organizmada kızgınlığa yol açar.
  3. Organizma bir etkinlik için belli bir davranışı göstermeye hazır değilken bu davranışın yapılması için zorlanırsa organizmada kızgınlığa yol açar.
Örnek: Bisiklet sürmeyi öğrenecek yaşa gelen bir çocuk, bisiklete binmek istediğinde bu isteği yerine getirilirse mutlu olur ancak bu isteği red edilirse mutsuz olur. Ancak bisiklet sürmeyi öğrenecek yeterlilikte değilken ailesi bisiklet sürmeyi öğretmek istediğinde istenilen sonuç alınamayacak ve bu da çocukta mutsuzluğa yol açacaktır.

TEKRAR

Thorndike’ın öğrenme kuramı 1930dan sonra tekrar düzenlenmiştir. Thorndike, öğrenme kuramındaki temel kanunlardan olan hazırbulunuşluk yasasını değiştirmezken, tekrar ve etki yasalarını değiştirmiştir.

1930’dan Önce

Thorndike tekrar yasasını iki bölümden oluşturur. İlkinde uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanıldıkça güçlendiğini söyler. Bu duruma kullanma yasası demiştir. İkincisi ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağın kullanılmadıkça zayıfladığını söyler. Bu duruma da kullanılmama yasası demiştir.

1930’dan Sonra

1930’dan sonra Thorndike tekrar yasasını tamamen değiştirmiştir. Sadece tekrar etme ile kurulan bağın güçlenmediği gibi, tekrar etmemek de bağın gücünü yok etmez. Yeni çalışmasına göre tekrar, sadece bağı çok az güçlendirir veya çok az zayıflatır.

ETKİ YASASI

Eski yasasının oluşmasında organizmanın davranışının sonucu dikkate alındığından dolayı etki yasası, edimsel koşullanmanın temelini oluşturur.

1930’dan Önce

Eski kanuna göre tepkinin doğurduğu sonuç, uyarıcı ve tepki arasında oluşan bağın güçlenmesine veya zayıflamasına yol açar. Organizmanın vermiş olduğu tepkinin sonucu, amaca götürüyorsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir, ancak tepki istenilen sonucu vermiyorsa bu durumda uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar. Kısacası tepkinin sonucu pekiştirilirse bağ güçlenir, pekiştirilmezse zayıflar.

1930’dan Sonra

Thorndike 1930’dan sonraki çalışmasında etki yasasının bir kısmına değiştirmiştir. Buna göre organizmanın davranışının sonucu pekiştirilirse uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir, ancak organizmanın davranışının sonucu cezalandırılır veya pekiştirilmezse bu durumda uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflamaz.

Thorndike Etki Yasası/Bilmece Kutusu (Kedi) Deneyi

THORNDİKE’IN ÖĞRENME KURAMINDA İKİNCİL İLKELER

Küçük Adımlarla Öğrenme

Thorndike’a göre organizma karşılaştığı probleme vermiş olduğu ardışık denemeler sonucunda problemin çözümünün kısaldığını görmüştür. Çözüm içgörüsel olarak birdenbire değil yavaş yavaş oluşur.

Örnek: Bir okulda görev yapan bilgisayar öğretmeni çocuklara klavyeyi 10 parmak kullanarak öğretmek istediğinde öncelikle ellerin klavyedeki konumunu daha sonra hangi parmakların hangi harfe denk geleceğini ardından hangi tuşların birden fazla işlevi olduğunu gösterir.
Dikkat!!
Küçük adımlarla öğrenmeyi kademeli yaklaşmayla karıştırmayın. Birbirlerine benzer olmakla beraber şöyle bir ayrım vardır. Kademeli yaklaşımda bireyin daha önce hiç yapmadığı bir davranış öğretilir. İkinci bir fark ise kademeli yaklaşmada her olumlu davranıştan sonra pekiştirme verilir ta ki davranış öğrenilinceye kadar.

Tepki Çeşitliliği

Bir problemle karşılaşan organizma problemi çözebilmek için çeşitli tepkilerde bulunur. Vermiş olduğu bir tepki çözüm oluşturmuyorsa başka bir tepki verir. Organizmanın amaca ulaşmak için vermiş olduğu bu farklı tepkilere tepki çeşitliliği denmektedir. Farklı bir şekilde probleme çözüm getiren bir davranışın var olmasına rağmen, organizma daha doyurucu sonuçlar almak için farklı tepkilerde bulunabilir. Bu durum da tepki çeşitliliği olarak nitelendirilir.

Örnek: Okuldaki sınavdan yüksek not almak isteyen bir öğrenci, konularını zihinde daha iyi tutabilmek için birçok farklı kodlama yöntemi deneyebilir. Bu sayede öğrencinin sınavdan diğer arkadaşlarına göre daha yüksek not alması mümkündür.

Dikkat Çekici Uyarıcılar

Bir problem durumunda organizma için belli uyarıcılar dikkat çeker. Bir organizma için bütün uyarıcılara tepki vermek mümkün olmadığı için organizma, kendisi için önem taşıyan, baskın olan uyarıcılara dikkat kesilir.

Örnek: Uzun saatler sürecek bir otobüs yolculuğana, uykusuz olarak başlayan birisi için firmanın hizmet koşulları, yanına oturan kişi, dışarıdaki manzara gibi uyarıcılardan çok ilk olarak koltuğun rahatlığı önemlidir.

Etki Yayılması

Thorndike’ın öğrenme kuramında yer alan kavram istenilmeyen davranışların nasıl oluştuğunu kısmi olarak açıklanmaktadır. Etki yayılmasına göre pekiştirilen bir davranışın yanın da yer alan ve istenilmeyen bir davranış da farkında olmadan pekiştirilir. Kısacası pekiştirmenin etkisi, doğru davranışın yanında yer alan olumsuz davranışa da yayılır.

Örnek: Evdeki canlı çiçeklerin bakımını yapan bir çocuğun, saksıda ki toprağı evin içine dökmesine rağmen annesi tarafından övülmesi, bu davranışın yapılması sıklığını artırır.

Transferde Benzer Ögeler Teorisi ( Tepki Analojisi)

Bir problem veya durumla karşılaşan organizmanın vereceği tepki, daha önce buna benzer problem veya durumlarda göstermiş olduğu tepkilere benzer davranışlarda bulunur. Kısacası iki farklı zamanda karşılaşılan durum veya problemler ne kadar benzerse, verilecek tepkiler de o kadar benzer olacaktır. Kuramcılar bunu daha sonra uyarıcı genellemesi olarak nitelendirmiştir.

Çağrışımsal Geçiş

Thorndike’ın öğrenme kuramındaki çağrışımsal geçiş, tepkisel koşullanmadaki bitişiklik yasasına benzerlik göstermektedir. Bir uyarıcıya verilen tepkinin, ortama yeni bir uyarıcı getirilmesiyle, eski uyarıcının kademe kademe çıkarılması ve yeni uyarıcıya eski tepkinin verilmesidir.

Bu çağrışımsal geçiş metodunu en çok reklamcılar kullanmaktadır. Çünkü reklamcılar satmak istedikleri bir ürünün yanında toplum tarafından sevilen, hoş karşılanan farklı bir durumla beraber sunmaktadırlar. Bu sayede sevilen, saygı duyulan durum, reklamcının ürünlerine de yansımaktadır. Dikkat ederseniz eğer televizyondaki giyim veya bankacılık reklamlarında hep sevilen ünlü insanlar oynamaktadır.

Ait Olma

Thorndike’a göre uyarıcı bir durumda yer alan iki ögenin birbirine ait olması, bu ikisi arasında çağrışımsal geçişi mümkün kılmaktadır; ancak bitişik olarak yanyana bulunan iki ögenin herhangi bir aitliği yoksa bunun sonucunda çağrışım oluşmamaktadır. Örneğin “Bihter güzel bir kadın, Adnan da anlayışlı bir erkek.” dediğimiz zaman kadın ve Adnan sözcükleri bitişik olmasına rağmen herhangi bir çağrışım vermemektedir. Çünkü kadın sözcüğü Bihter’i nitelendirmektedir.

Çağrışımsal Zıtlık

Thorndike’ın öğrenme kuramında yer alan ait olma ilkesi, Gestalt psikoglarının, ‘organizma, belirli uyarıcı-tepki bağlarını değil genel ilkeleri öğrenir’ ilkesini doğruladığını söyleyen görüşlere ‘zıtlık ilkesiyle’ karşı çıkmıştır. Eğer organizma genel ilkeleri öğreniyorsa bir bilgi öğrenim sürecinde öğrendiği bilginin tersinden gelerek de bilgisini doğrulaması gerekir. En basit şekilde, alfabeyi öğrenen bir kişi alfabenin ilk harfinden son harfine kadar kolaylıkla gidebiliyorken, aynı performansı alfabenin son harfinden ilk harfine doğru gösterememektedir. Bu durumun sonucunda Thorndike, organizmanın belirli bir U-T bağlarını öğrenerek ilerlediğini söyler.

Tutum (Set)

Öğrenme, organizmanın belirli tutumları sonuçları oluştur. Organizmanın içinde bulunduğu kültür veya içinde yaşadığı an tepkilerin biçimlendirilmesine sebebiyet verir.

Örnek: Bir basketbol maçında oynayan genç birisinin oyun zamanı kız arkadaşının da olacağını biliyorsa, normalinden daha iyi oynamaya çalışır.

Write A Comment