Transaksiyonel analiz, Eric Berne tarafından oluşturulmuş bir kişilik kuramıdır. Temelde iletişim üzerine odaklanan transaksiyonel analiz aynı zamanda kişilik, gelişim, yaşam, psikopatoloji, psikoterapi gibi bir çok başka alanda da kendisini göstermektedir. İnsanların bir uyarıcı ve tepki bağlamında birbiriyle iletişim kurması anlamına gelen transaksiyon, insanların yaşadığı bireysel sorunların kökenin iletişim problemleri olduğunu dile getirir.

Eric Berne, Freud’dan etkilenmesine rağmen geliştirdiği transaksiyonel analiz psikanalik kuramdan farklılık gösterir.

Transaksiyonel Analizde Temel Kavramlar

Ego Durumları

Ego (benlik) durumları, insanların başkalarıyla iletişim halindeyken sergiledikleri duygu, düşünce ve davranış örüntüleridir. Ebeveyn ( anne-baba), yetişkin ve çocuk ego durumu olmak üzere üç temel ego durumu vardır.

Ebeveyn Ego Durumları

Ebeveyn ego durumları, bireyin yaşamında karşılaştı ebeveyn ya da ebeveyn figürlerinden öğrendi ya da ödünç aldığı duygu düşünce ve davranış örüntüleri takımıdır. Koruyucu ve eleştirel olmak üzere iki türlüdür.

Eleştirel (önyargılı, denetleyici) ebeveyn

Eleştirici ebeveyn toplumsal kuralları/değerleri kurmaya bunlara uymayanları eleştirmeye yöneliktir. İnatçı, güçlü, ilkeli, cezalandırıcı ve görev yüklü olan bu ebeveyn tutumu sadece başkalarını değil aynı zamanda kendisini de eleştirir.

Koruyucu ebeveyn

Olumlu ebeveyn tutumudur. Toplumsal değerleri önemseyen ve kurallara uymanın gerekliliğini söyleyen ebeveyn tutumudur. Karşısındaki insanlara karşı şefkatli, ilgili, destekleyici, anlayışlı, koruyucu ve endişeli tutumlar içindedir.

Yetişkin Ego Durumu

Psikanalitikdegi ego kavramına benzerdir. Kişiliğin mantıklı ve sağduyulu yönüdür. Toplum çıkarlarıyla kendi çıkarları arasındaki dengeyi kurma durumudur. İnsanların genel olarak içinde bulunulması gereken ego durumudur. Duygusal ya da yargılayıcı değildir. İçinde bulunduğu durumları analiz eder, mantık yürütür ve olası iyi durumların oluşması için harekette bulunur.

Çocuk Ego Durumu

Gelişen ilk ego durumudur. Her insan bu evreden geçer. Çocukluğa ait duygu, düşünce ve davranışları barındırır. Doğal çocuk ve uygulu çocuk olmak üzere iki türü vardır.

Doğal çocuk

Psikanalitikteki id kavramına benzetilebilir ancak idde görülen aşırı boyutları yoktur. Kişiliğin eğitilmemiş yanıdır. İçinden geldiği gibi davranır. Doğal çocuk yaratıcıdır, hareketlidir. Berne, dogal çocuğun kişiliğin en önemli parçası olduğunu söyler.

Uygulu çocuk

Uygulu çocuk, doğal çocuğun az ya da çok eğitilmiş halidir. Az eğitilmiş olması onu asi, çok eğitilmiş olması da uslu çocuk yapar. Uygulu çocuk kendisinin ebeveynler tarafından sürekli kontrol edildiğini düşünür ve buna göre hareket eder. Bundan dolayı çalışkan, uslu, asi ya da söz dinlemeyen biri olarak davranışlarda bulunur. Tüm insanlar doğal çocuk evresinden geçip asi ya da uslu çocuk olur.

Transaksiyon Türleri

Transaksiyon, bireyler arasındaki karşılıklı duygu, düşünce ve davranışlardaki iletişim ve etkileşimlere işaret etmektedir. İletişim süreci ise kişilerin ego durumları arasında gerçekleşen transaksiyonlardan meydana gelir. Tamamlayıcı, çapraz ve gizil olmak üzere üç tür transaksiyonel iletişim bulunmaktadır.

Tamamlayıcı

Tamamlayıcı transaksiyonda bireyler arasında gerçekleşen iletişim, birbirleriyle uyumlu ego durumlarına işaret eder. Mesajın gitti ego durumuyla gelen cevabın ego durumunun istenilen şekilde olmasıdır. Ç-Ç, Y-Y, E-E, Ç-E veya Ç-Y iletişimi tamamlayıcı transaksiyonel iletişimdir. Uyarıcı ve tepki istenilen durumdaysa vektörün gitti yön önemli değildir ( çocuktan yetişkine ya da yetişkinden çocuğa). Örneğin Aslı’nın kızına: “Yatağını topladın mı?” sorusuna kızının “Evet topladım.” demesi.

Çapraz (Kapalı) Transaksiyon

İletişim sürecinde bir kişinin gönderdiği mesajın istenilen ego durumundan cevap gelmemesidir. Aslı’nın kızına “Yatağını topladın mı?” sorusuna kızının “Benim işim değil yatak toplamak.” cevabını vermesi çapraz transaksiyondur.

Gizil transaksiyon

İletişimde bulunan iki kişiden yalnızca biri veya her ikisi de, iki ego durumundan birden hareket eder. Bu transaksiyonlar aynı anda 2 farklı mesaj içerirler. Bu mesajlardan biri sosyal boyuttayken diğeri psikolojik boyuttadır. Açıkça ifade edilen, söylenen sosyal mesaj ile, altında yatan, açıkça söylenmeyen ama sözsüz olarak karşıya iletilen psikolojik mesaj birbirine uymaz. Karmaşık bir yapıya sahip olan gizli transaksiyonlar, hem tamamlayıcı hem de kapalı transaksiyonları içinde barındırır. Bir gizli transaksiyonun devam edip etmeyeceğini, sosyal düzeyi değil psikolojik düzeyi belirler.

Örneğin yeni sevgili olan bir çift, ilk defa gittikleri bir lüks restorantta ne yiyeceklerine karar veremedikleri için garsona danışırlar. Garsonda menüden pahalı bir yemeği gösterip “müşterilerimiz genellikle bu yemeği tercih ederler” demesi aslında “bu yemeği yiyin” mesajını barındırır.

Yaşam pozisyonları

Bireyin kendisine ve başkalarına karşı duygu, düşünce ve davranışlarına karşı göstermiş oldukları algıya yaşam pozisyonları denir. 4 temel yaşam pozisyonu bulunmaktadır.

Ben OK’im, sen OK’sin

En sağlıklı algı durumudur. Kişi hem kendisine karşı hem de başkalarına karşı olumlu ve güven duygusu içindedir. Karşılaştıkları problemlerde davranış ve düşünceleri yapıcı ve çözüm getiricidir. Güven verici, sosyal, şefkatli, objektif, yaratıcı kişiler bu yaşam pozisyonunda bulunur.

Ben OK’im, sen OK değilsin

Bu kişilerin dış çevreye karşı güveni yoktur. Diğer insanların kendisinden faydalandığını, aldattığını düşünür. Haksızlığa uğradıkları gibi bir algıları vardır. Bundan dolayı diğer insanlara karşı olumsuz düşünceler içindedir. Söylediğini yaptırma, baskıcı olma, başkalarını eleştirme bu pozisyondaki kişilerde görülür.

Ben OK değilim, sen OK’sin

Bu pozisyondaki kişilerin daha çok kendilerine güvenleri yoktur. Başkalarına kıyasla daha güçsüz hissederler kendilerini. İçe kapanık bir kişilik yapısı sergilerler. Suçluluk, sosyalleşemem, pasif kalma, çaresizlik duyguları bu pozisyondaki kişilerde görülür.

Ben OK değilim, sen OK değilsin

En sağlıksız algı durumudur. Bu kişilerin ne kendilerine ne de başkalarına karşı güvenleri vardır. Mutsuzluk, isteksizlik, sorumluluktan kaçma, bıkkınlık gibi durumlar bu pozisyondaki kişilerde görülür.

Çocukluk döneminde herkes bu durumları yaşar. İlerleyen yaşlarda kişilerin bu yaşam pozisyonundaki birine ( ben OK’im, sen OK’sin durumu hariç) bağlı kalması psikolojik sorun yaşamalarına sebebiyet verebilmektedir.

Stroke

İnsanların birbirinin iletişim kurmak için gösterdiği eylemlere “stroke” denmektedir. Sözlü ve sözsüz iletişimlerimizle bir çok stroke kullanırız. Stroke aslında bir tanınma şeklidir. Karşımızdaki birine gülümseyerek hoşgeldin demek bir strokedir. Genel olarak bakıldığında olumlu, olumsuz, şartlı ve şartsız strokelerden bahsedebiliriz. Olumlu stroke “seni seviyorum” mesajını içerir. Yüz ifadesiyle,davranışlarla ve güzel kelimelerle de bunu gösterir. Olumsuz stroke ise “seni sevmiyorum” mesajını içerir. Konuşma ve davranışlarla da bu mesajı hissettiririz. Şartlı stroke “bu koşullar altında seni severim” der. Belli şartın gerçekleşmesiyle istenilen durumun gerçekleşeceğini ifade eder. Şartsız stroke ise “her şeye rağmen seni seveceğim” der.

Yazgı

Yazgılar, kişinin yapacağı işleri ve başkalarıyla olan iletişimlerini belirleyen ve geleceğe yön veren yaşam planı olarak düşünülebilir. Yazgı, temel olarak yaşam hikayemizdir. Berne, yazgının anne babamız veya bakım veren diğer ebeveynlerin etkileri altında çocukluğumuzda yazdığımızı söyler. Daha sonra bu yazgı bizim bilinçaltımıza işler ve yaşamımıza yön verir. Bu durum aslında Freud’un psikoseksüel gelişim kuramının bir benzeri. Berne’nin de  15 yıllık psikanalitik geçmişi düşünülünce, Freud’dan ne kadar etkilendiğini gösteriyor.

Herkesin Düşünme Kapasitesi Vardır

İnsanlar, çevrelerinde ve kendilerinde olan olayların ne olduğunu kavrayabilmek kapasitesine sahiptir. Önemli bir beyin hasarının sahip olmayan herkesin düşünme kapasitesi vardır.

Tüm ruhsal sorunlar, uygun yaklaşım kullanıldığında ve sorunu olan bireye gereken bilgiler verildiğinde kişinin kendisi tarafından çözümlenebilir. Bu nedenle psikolojik danışmanlık ilişkisi içinde terapist danışana sadece rehberlik eder.

Transaksiyonel Analizde Terapötik Süreç

Transaksiyonel analiz, terapi sürecinde danışanın gelişimine değil, değişimine vurgu yapar. Bu yaklaşımından dolayı diğer kuramlardan farklılaşır. Çünkü Berne göre gelişim, kişinin içinde bulunduğu soruna alışması ve bu sorunun bireyde bir rahatsızlık vermeme durumudur. Ancak değişim, bireyin içinde bulunduğu durumdan çıkıp olması gereken konuma gelmesidir. Bununla beraber Berne, transaksiyonel analizin asıl amacının danışana kendisinin farkında olmasını, sorumluluk almasını, içten olmayı sağlamasını hedeflediğini söyler. Kişinin yazgıdan arınık hale gelmesi de bu amaçla önemli bir durumdur.

Transaksiyonel analizde terapist, danışana aşağıdaki konularda yardım eder.

Transaksiyonel analizde terapist, danışana aşağıdaki konularda yardım eder.
Doğru yaşam pozisyonuna (ben OK’im, sen OK’sin) gelmesini sağlamak.
Tüm ego durumlarının farkında olmasını ve yetişkin ego durumunu daha fazla kullanmasını sağlamak.
Olumsuz yaşam senaryolarını değiştirmek.
Çapraz (kapalı) ve gizil transaksiyonların iletişimini en aza indirmek.
Olumlu strokelerin nasıl alınıp verileceğini göstermek.

Transaksiyonel analiz, eğitimsel bir süreci kapsar. Bu terapide danışman bir öğretmen gibi işlevde bulunur. Yani didaktik bir yönü vardır. Terapinin işlevsel olabilmesi için danışanın sürece aktif bir şekilde katılması gerekir. Ev ödevlerini yerine getirmesi ve değişim için istekli olması, sürecin daha da işlevsel olmasını sağlar.

Kullanılan Teknik ve Yöntemler

Transaksiyonel analizde tekniklerden çok anlayış ve ilişkinin kurulmasına vurgu yapar. Teknikler sadece gerekli olduğunda kullanılan araçlardır. Bir de her danışanın farklı sorunları olduğundan  farklı teknikler kullanılır. Ancak transaksiyonel analizin kendine has yöntemlerine baktığımızda 4 farklı teknik karşımıza çıkar. Bunlar: yapısal analiz, transaksiyonel analiz, oyun analizi, yazgı analizidir.

Yapısal Analiz

Yapısal analiz, bir ego durumunun diğerlerinden ayrıştırılarak tanımlanmasını içermektedir. Yapısal analiz, danışanların kendi ego durumlarının varlığını ve içeriklerini tanımalarına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle bireyin kişiliğinin yapısını anlamasına yardımcı olmak üzere çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Amaç, kişinin tüm ego durumlarını uygun (koordineli) olarak kullanabilmesini sağlamaktır.

Transaksiyonel Analiz

Berne, transaksiyonel analizin amacının yetişkin ego durumunun, ebeveyn ve çocuk ego durumlarını ne zaman serbest bırakacağına ve ne zaman yönetici olacağına karar verme yeteneğini kazandırmak ya da sosyal kontrolü kazandırmak olduğunu belirtmektedir. Transaksiyonel analizin yukarı da belirtilen tüm amaçları bu kapsamda yer almaktadır. 

Oyun Analizi

Oyun analizi ile danışanın zamanını daha doyurucu olarak yapılandırma ve Stroke sağlama yollarını öğrenmesi teşvik edilmektedir. Danışanın hangi oyunu oynadığını, hangi açılışları yaptığını, olumsuz duygu bedellerini ve oyunu ile hangi yaşam pozisyonu kanıtladığını gösterecek yöntemlere başvurulur. Ayrıca, danışanın doğal çocuğunu veya indirgediği duygularını yapıcı olarak ifade etmesine yardımcı olmaya önem verir.

Yazgı Analizi

Yazgı analizinde danışanın yazgısını güçlendirme yöntemleri kullanılır. Yazgı analizinin amacı, danışanın yazgısını özgürleştirmek ve böylece onun özerkliğini kazanmasını yardımcı olmaktır. Yazgı analizinde terapist danışanın yazısını anlayabilmesine yardımcı olmak için onunla birlikte yazgı tarama listesini doldurabilir.

Yazı analizi danışanların daha önce farklı koşullarda yetişkin egose henüz tamamlanmamışken almış olduğu kararlarını terk etmesine, şu anda değişme kararı almasına ve bunu gerçekleştirmesine yardımcı olmak üzere kullanılır.

Diğer Teknikler

Terapistlerin hangi teknikleri kullanacakları gelen danışana bağlıdır. Bu yüzden terapistler bir çok teknik içinden en uygun olanlarını seçer. Yukarıda açıklanan teknikler dışında genel olarak; sözleşme yapmak, yüzleştirme yapmak, örnekleme, onaylama yapma vb. teknikleri kullanır

Write A Comment